Beklenenler teker teker çıkıyor

Düşünsenize, karşınızda sizden kat be kat güçlü bir insan var, ve siz ona saldırıp yok etmek istiyorsunuz.

Ya da gücünüzün çok üzerinde bir yükü kaldırmaya çalışıyorsunuz.

Bir başka deyişle, dayak yiyeceğinizi bile bile hücum ediyorsunuz.

İşte bu tanıma uyan Bir ülke var. Ermenistan.

Ve bunu son yıllarda giderek artan bir şekilde devam ettiriyor. Temmuz’dan bu yana bu 2. saldırı.

Artık mevcut konjonktür eskisi gibi olmadığını bile bile hala Azerbaycan’a saldırıyor.

Hala 1991’de arkasında Rusya’nın da desteğini alarak Azerbaycan’a saldırıp yine işgali devam ettireceğini düşünüyor. Eski Azerbaycan var sanıyor. Ya da...

BURAYI AÇALIM

İşte burayı açalım. Peki böyle dayak yiyeceğini bile bile Ermenistan Azerbaycan‘a niye saldırıyor. Beş gündür devam eden Ermenistan’ın bu provokatif saldırısı sonucu ortaya çıkan çatışmalarda Ermeni birlikleri çok ağır darbeler aldı. Ellerindeki önemli pozisyonları da kaybetti. Bu şartlar altında normalde bu karar verecek devlet aklının tamamen uçmuş olması gerekiyor. Ancak işte tam bu noktada Ermenistan’ı bir piyon gibi kullanan suflörlerin kim olduğu ve bu saldırıyı neden yaptırttığı sorusu akla geliyor.

Hem de Türkiye’nin haftalarca doğu Akdeniz ve Ege’de Yunanlılar ve Fransızlar tarafından oyalanması sonucu ortaya çıkan kriz bittikten neredeyse birkaç gün sonra.

Resim giderek netleşiyor. Çünkü nöbeti Ermenistan Yunanistan’dan devralıyor. Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz Kıbrıs ekseninde bir süreden beri Türkiye’nin verdiği mücadelede gücünün, enerjisinin, kuvvet dağılımının iyice bölünmesi ve zayıflatılması amacıyla Atina ve Erivan perde arkasında Fransa Rusya ve batılı güçlerin motivasyonuyla Türkiye’ye düşmanca tavır geliştirmeye başlıyor.

CAMBAZA BAK

Bir başka deyişle cambaza bak taktiği. Siz değerli okuyucularımıza haftalardır bu krizlerin, göz boyamak amacıyla bilerek batılı güçlerce Atina ve Ermenistana çıkartabileceğini ima ediyoruz. Şimdi Ermenistan dikkat dağıtıcı b şıkkı olarak devrede. Asıl meselenin her an karşımıza Libya ve Suriye’de çıkabilecek hatta Kıbrıs’ı da kapsayabilecek bir eksende yeni gizli planlarım hazırlığı olabileceğine dikkat edelim.

Yani, ‘Türkiye biraz daha Atina ve Erivan‘da oyalansın, biz de Libya’da ve Suriye’de yavaş yavaş hazırladığımız planları yeni aktörleri oyuna sokalım’ taktiği.

Ne oldu geçenlerde, hatırlarsınız bahsetmiştik, Libya Ulusal Hükümet Başbakanı Saraç bir anda yorulduğu bahanesiyle görevi bırakma kararı aldı. İnsan vatanı için mücadele ederken yoruldum der mi.

Suriye’de ise başta İdlib olmak üzere garip olaylar yaşanıyor. Rus uçakları sürekli olarak İdlib çevresini vuruyor. Burada bekleyen 2 milyona yakın Suriyeli mülteci biraz daha Türkiye sınırına yaklaşıyor. Esad güçleri tuhaf bir şekilde hareketlilik içine giriyor.

Velhasıl sular yavaş yavaş yükseliyor.

Libya’da Saraçın yerine kimin geleceği hakkında çeşitli teoriler var. Ama gelecek isimlerin Türkiye’nin anlaşmaları paralelinde gerçekten samimi davranarak gerekli yardımı ve adımları gösterecekleri tam bilinmiyor. Fransa, Saraç üzerine bir baskı kurdu. Rusya Libya’da ne kadar bastırsa da Türkiye’nin etkili oyunu karşısında çok başarılı olamadı. Ama ne olursa olsun Atina ve Erivan ile uğraşırken Türkiye de mecburen zemin ve zaman da biraz hasar gördü.

Peki şimdi ne olacak, Türkiyemiz, bir kere asla Libya’da ve Suriye’de geri dönmeyecek.

Çünkü, attığınız bir geri adımda bir anda sizi en başa döndürürler. Hiçbir ülke oralardan gitmeden Türkiye de gitmeyecek.

Artık ulusal güvenlik ulusal sınırların dışından geçiyor. Çünkü tehditler size sınırın ötesinden geliyor. Sınırdışı tehditin sınır dışında durdurulduğu bir döneme girdik.

Nazar değmesin, terörle mücadelede gelinen nokta hep bu sınır dışında terörün kaynağında kurutulması, tehdidin kaynağında eritilmesi politikalarıyla sağlandı.

Bütün bunları alt alta topladığımızda Azerbaycan Ermenistan çatışmaları bu saatten sonra azalarak devam edecektir. Bir süre sonra da Rusya başta olmak üzere aktörlerin devreye girmesi ile kesilecektir. Fakat Bakü yönetimi kardeş Azerbaycan bu saatten sonra bir daha bu Ermenistan’ın saçmalıklarına devam etmemesi için aldığı yerleri asla geri vermemeli ve işgal altındaki Dağlık Karabağ bölgesinden derhal Ermenistan’ın çekilmesini talep etmeli.

Bunu da ısrarla takip etmeli. Yapılacak bir mutabakatta Ermenistan’ın bir daha asla bu yasa dışı akıldışı adımları atmaması yönünde kesin garantiler istenmeli. Bundan sonra gözümüz kulağımız Suriye ve Libya’da olacak. Bakalım şapkadan bu kez ne tavşanlar çıkaracaklar.

Güzel ülkemizin önündeki 10-15 yılda çok ama çok dikkatli olması gerekiyor.

Ne Suriye’de, ne Libya’da ne de Irak’ta krizler ve krizler bitmeyeceği gibi, bu coğrafyada yine çevremizde beklenmedik ve bizi etkileyebilecek yeni krizler bile karşımıza çıkabilir.

Güçlü bir Türkiye dileğiyle...

Sağlıkla kalın...