Emekliler muhalefete oy verirse ekonomi düzelir mi?

Geçen yıl ekonomik durum bugünkünden kötüydü. Ama o yıl yapılan 14-28 Mayıs Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, millet yetkiyi bir kez daha Cumhur İttifakı ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a verdi.

Yüzde 52,5 oy ile “Evet ekonomi kötü, ama bu muhalefete de güvenmiyorum. Onları ekonomiyi düzlüğe çıkaracak yeterlilikte görmediğim gibi HDP ile iş tuttukları, ülkeyi bölme tehlikesi yarattıkları için de her şeye rağmen seni yetkilendiriyorum” dedi.

Ama bunu yaparken, ekonomiyi iyi yönetemediğine inandığı için Erdoğan’a Genel Başkanlığını yürüttüğü AK Parti’nin oyunu yüzde 35,4’e indirerek önemli bir mesaj verdi. Öyle stratejik oy kullandı ki oylarını Cumhur İttifakı içindeki partilere dağıttı.

Şimdi Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel, hem Murat Kurum’a saldırıyor hem de ekonomik durumu, özellikle de emeklilerin durumunu dillerine dolayarak seçim kampanyası yürütüyorlar.

Millet yerel seçimde BELEDİYE BAŞKANI seçecek.

Yani kente, kasabaya hizmet etsin, hayatımızı kolaylaştırsın diye.

Sormak gerek.

Misal, Ekrem İmamoğlu seçimi kazanırsa İstanbul’daki tüm emeklilere seyyanen 8000 lira maaş zammı mı yapacak?

Ekonomik sıkıntıları çözecek adımlar atıp makro ekonomik dengeleri mi değiştirecek? CDS risk primini ve cari açığı mı azaltacak? Enflasyonu mu düşürecek? Asgari ücreti mi yükseltecek? Memur maaşlarına zam mı yapacak?

Tabii ki değil.

Tüm bunları milletin 14-28 Mayıs’ta 5 yıllığına yetkilendirdiği Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yapacak.

Eğer kazanırsa İmamoğlu bir 5 yıl daha yan gelip yatarak bu güzide ve kadim şehrimizi daha da yaşanmaz hale getirecek. Çünkü İstanbul’la ilgilenmek yerine CHP’yi ele geçirip belediyeyi bir adamına teslim edecek.

Dolayısıyla İmamoğlu ya da Mansur Yavaş’a OY VEREN EMEKLİ aslında kendini cezalandırmış olacak.

Nedenini yukarıda bir parça özetledim. Belediye başkanları ekonomiyi düzeltmek için değil, şehirlerde yaşayan insanların hayatlarını kolaylaştırmak, kentleri yaşanılır kılmak için hizmet etmekle mükelleftirler. Bunun yanısıra şehirlerdeki dezavantajlı kesimlere sosyal destekler sağlamak, öğrencilere burs vermek, ulaşım hizmetlerini ucuz hale getirmek, gençlere, kadınlara iş desteği bağlamında krediler açmak gibi çalışmalar yaparlar.

Ama özellikle İstanbul gibi bir megapolde hayat çok daha zor ve bunun sebeplerinin başında da ulaşım ve trafik çilesi gelmekte. Murat Kurum bu konuda ayakları yere basan çok önemli projeler sunuyor. Metro hizmetleri de bunun başında geliyor. Ekrem İmamoğlu’nun 5 yılı tamamen boş geçirdiği dikkate alınırsa, trafikte geçen süremizin azalması, şehrin deprem riski altında olması dikkate alındığında Murat Kurum’un kentsel dönüşüm vaadi önemli bir ayrıcalık sağlıyor İstanbullulara.

Dolayısıyla EMEKLİLER sandık başına gittiklerinde yaşadıkları sıkıntının yine Erdoğan tarafından bitirileceğini ve bunun çok yakın bir zamanda gerçekleşeceğini bilerek oy verecekler. Sandık başındaki vicdani hesaplaşmalarında da bugün ülkemizde yaşanan sıkıntının sadece hükümetin ve Erdoğan’ın “hataları” ndan kaynaklanmadığını da eminim ki dikkate alacaklardır.

Çünkü AK Parti ve Erdoğan iktidara geldiği günden başlayarak hiç bitmedi.

UNUTMAYALIM diye sıralıyorum.

Erdoğan’a siyaset yasağı

Darbe senaryoları ve tehditleri

Darbeye zemin hazırlamak için cumhuriyet mitingleri

28 Nisan 2007 Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt imzalı askerden hükümete muhtıra

AK Parti kapatma davası

Uyduruk 367 rezaleti ve Anayasa Mahkemesi’nin yüz kızartıcı kararı

Hrant Dink’in katledilmesi

Cumhurbaşkanı’nın eşi başörtülü olamaz hezeyanları

One Minute olayı ve küresel sistemin Erdoğan ile Türkiye’ye cephe alması

Erdoğan’ın Dink suikastı ile ilgisi olduğu belirtilen “Cemaatçi” Ali Fuat Yılmazer ve ramazan Akyürek hakkında soruşturma izni vermesi

Cemaat’in 7 Şubat 2012 MİT darbesi

Gezi kalkışması ve vandalizmi. Türkiye’nin 100 milyar dolardan fazla kayıp yaşaması

Cemaat’in 17-25 Aralık yargı darbesi

Cemaat’in MİT tırları operasyonu

CHP ve Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cülere kol kanat germesi

PKK ve HDP’nin Kobani kalkışması

Hendek kalkışması ve yüzlerce şehit.

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi

Küresel finans piyasalarının Türkiye ekonomisini sabote etmeleri

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik peş peşe operasyonları…

Pandemi

Sel felaketleri ve orman yangınları

Elazığ Depremi

İzmir depremi

VE ASRIN FELAKETİ…

Kahramanmaraş ve Elbistan merkezli iki korkunç deprem. 50 bin ölüm ve 120 milyar dolarlık kayıp.

Tüm bunlar olmuş ve üstüne üstlük muhalefetin kışkırtmasıyla EYT’liler adlı bir kesim ortaya çıkmış ve 1999 yılında yapılan abuk bir yasa değişikliği sonucu mağdur olduklarını belirterek ERKEN EMEKLİLİK istemişler. Sayıları da neredeyse 3 milyon kişi. Erdoğan da bunu kabul etmiş ve uygulamaya sokmuş. Böylece 40-55 yaşları arasında 3 milyon kişi emekliler ordusuna katılmış ve emekli sayımız 15,6 milyon kişiye yükselmiş. EYT’nin bütçeye maliyeti ise 1 trilyon lirayı fersah fersah aşmış.

Buyurun, elinizi vicdanınıza koyun ve karar verin.

Muhalefeti bırakın. Tüm bu yaşananlar herhangi bir Avrupa ülkesinde olsaydı dayanabilir miydi sizce oradaki hükümetler? O ülke ayakta kalabilir miydi?

Evet, tabandan 10 bin lira maaş alan emeklilerin oranı yüzde 50 civarında. İşleri hayli zor. Büyük sıkıntı yaşıyorlar ve sonuna kadar haklılar. Hele de bu emekli eğer çalışmıyorsa, eşi emekli maaşı almıyorsa, kirada yaşıyorsa, çocukları ya da yakınları yardım etmiyorsa, birikimi yoksa, büyükşehirde yaşıyorsa bu emeklimizin işi daha da zor.

Bu durumdaki, yani yukarıdaki tüm olumsuzluklara sahip emekli sayımız yüzde 5 bile değil.

Ama bu yüzde 5’in önemli olmadığı anlamına gelmiyor. Devletin tespit ederek onlara destek vermesi gerektiği kanısındayım.

Sonuçta emeklimiz üzerinde seçim kampanyası yapanları emeklilerimiz bir kez daha hüsrana uğratacaktır.

Bundan eminim.