Eski Bakan’ın İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayları

0:00/ 0:00

Uzun zamandır aramıyordum kendisini. Zorlu bir seçim kampanyası döneminden geçildi. En çok çabalayanlardan biri de oydu. Müthiş bir performans koydu ortaya.

Yorgunluğunu atmasını bekledim açıkçası. Nihayet önceki gün mesaj gönderdim. Cevap verdi. Sonra da telefon etti ve epey konuştuk.

Gazeteci milleti malum, hâl hatır sorar, bir süre dost sohbeti sürdürür, ardından işi yine haber almaya döker. Mesleki deformasyon işte. Babanız bile olsa aynı şeyi yapıyorsunuz, kaçınılmaz.

Ama sebebi var, siz de biliyorsunuz.

Önümüzdeki yıl yine bir gerilim, yine bir seçim heyecanı Türkiye’yi bekliyor.

Yerel seçimlere doğru artık yavaş yavaş yelken açılırken AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kendisinin ve teşkilatının önüne bir hedef koydu:

“11 büyükşehir belediyesini geri almalıyız.”

Bu belediyelerin içinde İstanbul ve Ankara’nın başı çektiği ise su götürmez bir gerçek.

Sayın Bakan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sevgisi, saygısı öyle büyük ki, sık sık konuşmasının arasında bu duygusunu ifade eden cümleleri işitiyorsunuz. Bu yüzden de kafamdaki soruyu pat diye ağzımdan çıkarıverdim, “Ankara ya da İstanbul’a siz aday gösterilir misiniz?” diye. Boşuna değil bu sorum, kulislerde çok sık dillendiriliyor.

ADAYLAR İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÜÇ NOKTA:

İlk sözü “Ben biraz sertim” oldu ve ekledi:

“Yerel seçimlerde, özellikle İstanbul ve Ankara’da ılımlı, yumuşak, sakin ve hizmet odaklı isimlerin aday olması lazım. AK Parti’de herkes hizmet odaklı ama seçim kazanılmak isteniyorsa bu kişilik özellikleri gerekli. Mesela Kadir Topbaş gibi.”

Kaçınılmaz olarak isimleri sıraladım. Misal “İstanbul için eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un adı da geçiyor, nasıl sizce?” diye. Cevabı çok şaşırttı beni:

“Güçlü bir isim. Teknik, dediğim gibi yumuşak huylu, aynı zamanda gayretli. Tabii sonuç ne olur bilemeyiz ama bana göre tarz bu olmalı. Zaten kim aday gösterilirse gösterilsin kazanması için canımızı dişimize takıp çalışacağız yine.”

Bir ekleme de ben yapayım eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum için; sempatik…

Ya Tevfik Göksu?

“O da olur, tabii ki.”

Kendisine neden böyle bir profil çizdiğini sordum. Yani “Yumuşak, ılımlı, sakin, hizmet odaklı" gibi özellikleri öne çıkardığını.

Anlattı. İktidar kutuplaşma ateşine odun atmama konusundaki kararlılığını sürdürmeliydi. Muhalefet, kaybettiği seçimlerde kutuplaştırmanın bedelini ağır biçimde ödedi. AK Parti de bu anlamda karşı tarafın yeniden konsolide olmasına katkı sunmamalı.

Akla çok yatkın.

Peki ANKARA ADAYI kim olmalı?

Ankara, İstanbul’a nazaran milliyetçi oyların daha güçlü olduğu bir il çünkü. Adayda bu özellikler bulunmalı sonuçta. Cevabı netti:

“Ankara’da milliyetçinin hası var; o da Turgut Altınok.”

Doğru söze ne denir.

Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un önceki seçimlerde de adı geçmişti. Çünkü muhalefetin adayı Mansur Yavaş’ın milliyetçi kesimden oy alabileceği ihtimali çok öne çıkmıştı. Ama nasıl olduysa AK Parti’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki Ankara adayı gösterildi ve kaybetti.

Şimdi Mansur Yavaş’ın HDP milliyetçisi olduğu anlaşıldığına göre artık Turgut Altınok ismi daha fazla anılır olacak. Üstelik Altınok tam da eski bakanımızın ifade ettiği gibi hizmet odaklı bir başkan.

İKİNCİ NOKTA daha az önemli değil.

Yerel seçimlere Cumhur İttifakı ortak adayla gitmeli. Bunun için ittifak ortaklarıyla bir mutabakat zemini sağlanmalı. AK Parti’de son seçimde yaşanan yüzde 7’lik düşüşün sebepleri sorgulanmalı ve bu oyları geri kazanmanın yolları ortaya konmalı.

ÜÇÜNCÜ NOKTA ise çok ilginç.

Biliyorsunuz AK Parti’nin 8. Kongresi 2024 Mart ayında yapılacak.

Sayın Bakan, “Kongre ileri bir tarihe ertelenmeli. Cumhurbaşkanımızın bir lafı var malum. Irmak geçilirken at değiştirilmez. Bu değişiklikler sonucu gelecek kadrolar bir ay gibi kısa sürede seçimlere adapte olamazlar, eskilerden küsenler, kırılanlar olur. Onların gönlünü kazanmak zaman alabilir. Dolayısıyla tüm bunlardan seçim süreci zarar görebilir” dedi.

Haksız değil. Binali Yıldırım’ın aday olduğu İstanbul seçimlerinde il teşkilatı ile bir türlü uyum sağlayamaması, mahalle başkanlarının değiştirilip yardımcılarının görevlendirilmesi büyük bir handikap oluşturmuştu.

Önümüzde hem uzun hem de çok kısa bir zaman var. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan nasıl seçimden çok önce kabineyi oluşturacak bakanların isimlerini cebine koymuşsa, şimdiden yaptığı toplantılarla, sık kullandığı üzere ru be ru (Farsça yüz yüze) istişarelerde bulunarak o kara kaplı deftere muhtemelen belediye başkan adayı isimleri yazmaya başlamıştır bile.