Metehan Demir

Metehan Demir

Köşe yazısından beklenen ve o merak edilenler

Türkiye'de aynen dünyada olduğu gibi basın, gazetecilik farklı bir yöne doğru gidiyor.

Samimi olmak gerekirse bizde durum aslında biraz daha tatsız. Ancak; Bu çok uzun zaman alacak bir tartışma.

Herhalde herkesin edeceği bir sözü bir kızgınlığı vardır. O nedenle bu tartışmayı, gerçekten bir yerlerin adamı olmayıp da işini yapan ‘objektif’ uzmanlara bırakalım.

KÖŞE YAZILARI DEĞİŞMELİ

Ama bugün artık köşe yazılarının da bu süreçte değiştiğini ve yenilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Belki adı, tanımlaması, beklenti içeriği ve kriterleri de değişmeli. Tabii ciddi olanlardan bahsediyoruz.

Bu kadar interaktif bilginin, haberin hızlıca el değiştirdiği bir ortamda artık kimse kimsenin dayattığı ulvi yorumlarını ve kuru düşüncelerini okumaya ihtiyaç duymuyor.

Herkesin eskiye göre ihtiyacı olan verilen yeni bilgi ve bakış açılarında yeni haberler yeni şeyler.

OKUMUYORSUNUZ DEĞİL Mİ?

Şu saatte mesela Suriye üzerine her tür medyada sayısız yorum ve makale görüyorsunuz değil mi? Ve çoğunu da okumuyorsunuz. Haklısınız da.

Çünkü tek okuduğunuz veya tercih edeceğiniz artık size merak ettiğiniz farklı objektif analitik bakış açıları ve yepyeni bilgiler getirenler.

O YAZININ FARKI

Bugün size Suriye yazacaktım ama konu beni buraya getirdi. Çünkü çok değerli gazeteci bir arkadaşımın yazısının bendeki Suriye bilgilerinden ileri olduğunu görünce bu makaleyi konuşmayı düşündüm.

Ama yazı bizi buraya yani köşe yazılarının yeni dönemde nasıl olması gerektiği düşünseline sürükledi.

HABERCİLİK FARKI

Yahya Bostan’ı Ankara’da Sabah Gazetesi günlerinden beri yakından tanırım. Haberciliğin olduğu, haber atlatmanın heyecan olduğu günlerde benden genç olmasına rağmen sürekli tatlı rekabetini bize hissettirirdi.

Şu anda TRT’de resmi yöneticilik görevi olmasına rağmen Yahya Bostan hala çok iyi habercidir. Bunu zaten Mehmet Yeşilkaya ile birlikte TRT’ye de yansıttı.

Çok önemli kaynaklara dayanan oldukça güvenilir bilgiler aktarırdı eskiden. Şimdi de bunu Star Gazetesi’ndeki köşesinde yapıyor.

Köşe yazılarında sürekli yeni bilgiler aktarıyor. Bana kalırsa kimse okumasın bilgiler bana kalsın. Ama şaka bir yana, çok merak edilen Suriye’de ABD ile oluşturulması planlanan güvenli bölgeye dair detayları size aktarmadan edemedim. Malumunuz bilgileri çalıp kendininmiş gibi sunanlardan olmamak lazım vicdanen.

O MERAK EDİLENLER

Suriye ile ilgili bundan sonrasını Yahya Bostan’ın kaleminden okuyalım;

‘ABD ile barış koridoru mutabakatının içeriği ve takvimi konusunda kamuoyuna yansımış doyurucu bir bilgi yok. Ancak süreç işliyor...:Şimdi sizlere sınırın güneyinde yaşananların perde arkasıyla ilgili kaynaklarımdan edindiğim bazı bilgileri aktaracağım. 

6 AŞAMALI PLAN NE?

ABD ile varılan mutabakat, takvime uygun bir şekilde işliyor. Bu takvimin 45 gün olduğu belirtiliyor. Buna göre 45 gün içinde terör örgütü YPG/PKK unsurlarının barış koridoru olarak belirlenen alandan çıkması gerekiyor. 

Bu kapsamda ilk altı aşama tamamlandı.

Yani Müşterek Harekat Merkezi kuruldu.

Türk ve Amerikalı askerlerin ortak helikopter devriyeleri başladı. Bu nokta önemli: Sınıra yakın bölgede yer alan terör örgütüne ait beton mevziler kapatılmaya başlandı. Ağır silahlar Türkiye’yi hedef alacak menzilden çıkarılıyor. Reuters’te yer alan bir bilgiye göre terör örgütü unsurları güneye doğru çekildi.

ORTAK NOKTALAR KURULACAK

Çünkü ABD, çekilen teröristlerin yerlerini “öz savunma güçleri” adı altında oluşturulan PKK/YPG’ye müzahir “sivil” yapılara bırakmasını istiyor. Türkiye ise bölgede terörist yapıyla irtibatlı hiçbir unsurun kalmaması konusunda kararlı. 
Peki, bundan sonraki aşamalar ne olacak? Bundan sonra sınırda ortak noktaların kurulması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde “Kara birliklerimiz çok yakında Fırat’ın doğusuna girecek” demişti. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Fırat’ın doğusuna girmesiyle barış koridoru kurulması ile ilgili takvim tamamlanacak. 

BELİRSİZLİK DERİNLİK

Şu ana kadarki süreçte herhangi bir yol kazası yaşanmadı. Ancak koridorun derinliği konusunda tam anlamıyla bir uzlaşmaya varıldığı da söylenemez. Ayrıca sadece kırsalda değil, yerleşim yeri merkezlerindeki terör unsurlarının güneye itilmesi de zaman alacak.‘

Diğer Yazıları