Mario Balotelli-Albert Einstein ilişkisini açıklıyorum

Evet iddialı bir cümle kuruyorum. Mario Balotelli çocukluğumun takımı Adana Demirspor’a Transfer olduğunda şaşırmıştım.

Bir işçi ailesinin çocuğu olarak rahmetli babamın takımıydı Demirspor. Bir de Liverpool’u severdim. O da Doklarda çalışanların takımıydı. Balotelli’yi yeşil sahalardan çok saha dışı olaylarıyla hatırlıyordum.

Futbolun istenmeyen adamı

Kim bilir belki de öyle bir portre çizilmek isteniyordu. Sonra biraz baktım neler yapmış bu Mario diye... Antremanda genç takım oyuncularına dart oku fırlatmıştı. Niye diye sorulduğunda “makara yapmak için” cevabını vermişti. Annesi temizlik malzemesi için bakkala yolladığında eve karavan trambolin ve scooterla dönmüştü, hem de iki tane. Evinin banyosunda havai fişek patlatmış evi ateşe vermişti.  Saha içinde de sürekli sorun yaşayan biriydi. Yetenekli bir futbolcuydu ama “arıza” bir tipti. Sorun çıkarmadığı takım kalmamıştı. Futbolun “Persona non grata’saydı” Yani istenmeyen adamı.

Einstein haklı çıktı!

Bazı takımlar belki bu sefer olur diye denemiş ama pişman olmuşlardı. Nasreddin Hoca’nın göle maya çalması gibiydi, tutmuyordu. Sonra ortaya Adana Demirspor çıktı.  Aklıma yüzyılın dahisi Albert Einstein’in lafı geldi “Delilik  aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemektir” demişti. Adana Demirspor yönetimi daha önce defalarca deneneni yapmış ancak Einstein en azından şimdilik haklı çıkmıştı.

Olan Aybaba’ya oldu

Balotelli oyundan alınınca gitti yedek kulübesindeki birine vurdu. Ortalığı birbirine kattı. Olansa takımı Süper Lige çıkaran antrenör Samet Aybaba’ya oldu. Aybaba hem Balotelli’den hem de “yüzyılın vurdumduymazı” Belhanda’dan memnun olmadığını açıklamıştı. Belhanda da Fatih Terim’in anlamsız şekilde verdiği şansları kullanmamış sahada ruh gibi dolaşmıştı. O’na da bence hak etmediği şansı Demirspor verdi. Aklıma yine Einstein geldi. Ne demişti ki?