Prof. Dr. Levent Eraslan

Prof. Dr. Levent Eraslan

levent.eraslan@tv100.com.tr

Son Yazıları

Okul Saldırılarının Görünmeyen Nedenleri

Okullarda yaşanan şiddet olaylarını sadece “bir çocuğun sorunu” olarak görmek artık mümkün değil. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar bize şunu açıkça gösterdi: Bu mesele, tek bir bireyin değil; içinde büyüdüğü ortamın, maruz kaldığı ilişkilerin ve temas ettiği dünyanın bir sonucu.

Yazının Devamı

Türk Sesinin Olduğu Yerde: Gagavuzya Notları

Nisan ayının henüz ısınmamış günlerinden birinde, Prof. Dr. Emre Ünal ile birlikte SODİMER Türk Dünyası Programı için yola çıktık. Hedef Moldova ve Gagavuzya’ydı; ama döndüğümüzde anladık ki aslında hedef, kendimizle yüzleşmekti.

Yazının Devamı

İki İmparator Yan Yana

Bazen iki farklı dünyanın insanları, aynı kavramda buluşur: liderlik. Biri futbol sahalarında milyonları peşinden sürükleyen bir teknik direktör, diğeri kamu yönetiminde krizleri yöneten bir idareci… Fatih Terim ve Mustafa Masatlı, kendi alanlarında “imparator” sıfatını hak eden iki güçlü isim olarak bu ortak paydada buluşuyor.

Yazının Devamı

2026 Türkiye’sinde Sosyal Medya ve İnsan Kalmak

2026 yılı ilk çeyreğinde Türkiye, sadece internet kullanan bir ülke olmaktan çıktı; artık "dijitalin içinde yaşayan" bir topluma dönüştü. Sokağa çıktığınızda gördüğünüz her 10 kişiden 9’u cebinde koca bir dünya taşıyor. Evde, işte, otobüste hatta araç kullanırken bile artık sürekli online bir toplum olduk. Yıllar önce yaptığımız “Whatsappsapien”araştırmasında olduğu gib artık “socialmediasapiens”olduk. Ancak bu sadece bir teknoloji meselesi değil, yeni bir yaşam biçimi.

We Are Social 2026 verileri bize çarpıcı bir tablo sunuyor: Haftada 41 saatten fazla vaktimizi internette, bunun 25 saatini ise sadece sosyal medyada geçiriyoruz. Bu, her hafta yaklaşık iki tam günümüzü fiziksel dünyadan "firar ederek" dijital koridorlarda harcadığımız anlamına geliyor. Dünya ortalaması haftalık 33 saatlerdeyken, biz Türk toplumu olarak dijital dünyada adeta "fazladan bir mesai" yapıyoruz. Ayrıca şu veriyi paylaşmak lazım, sosyo-ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde sosyal medya kullanım oranı gelişmemiş ülkelere oranla daha düşük.

Yazının Devamı

YKS Başvuruları ve Diploma Değerine Dair Sorular

Yükseköğretim talebindeki değişimin diplomanın toplumsal ve ekonomik değerine etkileri üzerine bir değerlendirme

“Üniversiteler bir zamanlar eleştirel düşüncenin kurumlarıydı; bugün giderek piyasa mantığıyla işleyen yapılara dönüşüyor.” googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

Algı yönetimi savaş kazandırabilir mi?

Tarih boyunca savaşların kaderini belirleyen unsurlar çoğunlukla askeri güç, strateji ve teknolojik üstünlük olarak görülmüştür. Ancak dijital çağın ortaya çıkardığı yeni gerçeklik, savaşların yalnızca cephede değil, aynı zamanda zihinlerde kazanıldığını göstermektedir. Bugün sosyal medya platformları modern çatışmaların görünmez fakat son derece etkili bir cephesi haline gelmiştir. Geçmiş dönemlerde uçaklardan atılan bildiriler, sahte haberlerle donatılmış gazeteler veya afişler gibi araçlar, sosyal medyada günümüzde çok daha hızlı ve geniş kapsamlı bir ikna aracına dönüşmüştür.

Yıllar önce kaleme aldığım Sosyal Medya ve Algı Yönetimi adlı çalışmamda da vurguladığım gibi, dijital çağda bilgi akışı yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda stratejik bir güç unsurudur. Sosyal medya üzerinden oluşturulan algı, toplumların olayları nasıl yorumladığını, siyasi kararların nasıl şekillendiğini ve uluslararası kamuoyunun hangi tarafa yakın durduğunu doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle günümüzde savaşın kaderi yalnızca sahadaki askeri başarılarla değil, dijital ortamda kurulan algı üstünlüğüyle de belirlenmektedir. googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

Diyarbakır’da Ramazan ayı

Sanırım Diyarbakır’a onuncu gelişim…Her gelişimde başka bir yönünü keşfediyorum. Şimdiye kadar Çermik’ten Çüngüş’e, Lice’den Silvan’a Çınara, Ergani’ye kadar adım adım dolaştım bu coğrafyayı. Dağını, ovasını, çarşısını, insanını gözlemledim. Ve her seferinde aynı kanaat güçlendi zihnimde: Diyarbakır yalnızca bir şehir değildir; Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin sembol şehirlerinden biridir. Bu topraklar, ayrıştırıcı söylemlere rağmen birlikte kalabilmenin tarihsel tecrübesini taşımaktadır.

Yıllar önce Mıgırdıç Margosyan’ın Gâvur Mahallesi adlı eserini okuduğumda, Diyarbakır’ın çok katmanlı sosyal dokusunu mahalle hikâyeleri üzerinden hissetmiştim. O eser, kültürler arası diyaloğun, komşuluğun ve karşılıklı saygının nasıl bir toplumsal zenginlik ürettiğini gösteriyordu. Bu şehir, farklılıkları çatışma sebebi değil; birlikte yaşama pratiğinin doğal unsuru olarak görmüş bir hafızaya sahiptir. Ramazan ise bu hafızanın yeniden görünür olduğu zamandır. googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

Kamu Yöneticilerinin Sosyal Medya Kullanımı

Beş dönem boyunca mülki idare amirleri eğitim programlarında yüzlerce kaymakam adayına; aynı zamanda İçişleri Bakanlığı müşavirlerine ve farklı kademelerdeki kamu üst yöneticilerine sosyal medya üzerine dersler verdim. Neredeyse her konferansa aynı cümleyle başladım: “Sosyal medya sizin için hem çok güçlü bir iletişim fırsatı hem de yanlış yönetildiğinde ciddi sonuçlar doğurabilecek büyük bir tehlike alanıdır.” Yıllar geçti, platformlar değişti, etkileşim arttı; ancak bu cümlenin geçerliliği hiç azalmadı, aksine daha da güçlendi.

Dün Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Valiler Buluşması’nda yaptığı değerlendirmeler, bu uyarının neden hâlâ ve hatta daha yüksek sesle yapılması gerektiğini açık biçimde ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanı, sosyal medya kullanımında ölçünün kaçabildiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

Sosyal Medya Saldırganlığı ve Kamusal Sorumluluk

11 yaşındaki oğlum, son günlerde ısrarla bir Instagram hesabı açmak istediğini söylüyor. Her seferinde nedenini sorduğumda aldığı cevap aynı: “Tüm arkadaşlarımın Instagram’da hesabı var.” İlk bakışta masum görünen bu talep, aslında içinde yaşadığımız dijital çağın çocuklar üzerindeki görünmez baskısını ve sosyal medyanın nasıl bir “zorunlu alan” hâline geldiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yazıyı kaleme almama neden olan da tam olarak bu gerçekliktir.

Dünya dijitalleşme eğilimi, geçtiğimiz yıl yayımlanan We Are Social Digital 2026 raporu ile bir kez daha netleşmiştir. Bugün dünya genelinde 5,66 milyar sosyal medya kullanıcı kimliği, dünya nüfusunun yaklaşık %68,7’sine karşılık gelmektedir. Yani insanlığın büyük çoğunluğu sosyal medya platformlarında aktif bir rol üstlenmektedir. Ortalama bir internet kullanıcısı (ergenlerde farklılık göstermekte) haftada 4,21 gün sosyal medya kullanmakta; sosyal medya ve video platformlarında günde 2,5 saatin üzerinde zaman geçirmektedir. Ayrıca bireyler ayda ortalama 6,75 farklı sosyal medya platformunu aktif olarak kullanmaktadır. googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

Büyük Afetin Üçüncü Yılında Hatay

6 Şubat depremleri, Türkiye’nin yakın tarihinde yalnızca fiziki bir yıkım değil, aynı zamanda derin bir toplumsal kırılma olarak yerini aldı. On binlerce can kaybı, yüz binlerce yıkılmış yapı ve sarsılan bir şehir hafızası… Ancak bu büyük felaket, aynı zamanda devletin kriz anlarında nasıl bir refleks ve nasıl bir vizyon ortaya koyduğunu da gözler önüne seren tarihsel bir sınav niteliği taşıdı. Hatay’da yürütülen çalışmalar, bu sınavın yalnızca acil müdahaleyle değil, çok boyutlu bir iyileşme anlayışıyla ele alındığını gösterdi.

Kriz Yönetiminden Toplumsal İyileşmeye googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

Eğitimde Dezenformasyonun Stratejik Zararları

Eğitim sistemleri, yalnızca bireylerin akademik başarısını ölçen mekanizmalar değil; aynı zamanda ülkelerin bilimsel kapasitesini, teknolojik üretim gücünü ve stratejik insan kaynağını temellendiren yapılardır. Bu nedenle, kuruluş amacı itibarıyla özel bir misyon taşıyan okulların, standart ve tek boyutlu ölçme araçlarıyla değerlendirilmesi hem pedagojik hem de stratejik açıdan ciddi eksiklikler barındırmaktadır. Türkiye’de son dönemde TÜBİTAK Fen Lisesi ve BAYKAR Fen Lisesi üzerinden yürütülen “mülakat” tartışmaları, büyük ölçüde bu bağlamdan kopuk, yüzeysel ve dezenformasyona dayalı bir zeminde ilerlemektedir.

Mevzuatın Çerçevesi ve Yanlış Genellemeler googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

İber Yarımadası’nda Bir Yolculuk

Modernizmin renkleri, tarihî derinlik ve toplumsal bilinçle dolu İspanya şehirlerinde, kültürler ve insanlık onuru üzerine unutulmaz bir yolculuk.

Şubat tatilini fırsat bilerek aylar öncesinden planladığımız Barcelona ve Madrid gezimizi bugün tamamlıyoruz. Bu yolculuk bize yalnızca fotoğraflar bırakmadı; aynı zamanda İber Yarımadası’nın kültürel çeşitliliğine, toplumsal belleğine ve politik bilinç derinliğine dair güçlü bir farkındalık kazandırdı. İspanya, yüzeyde tek tip bir ülke gibi görünse de derinliklerine indikçe farklı kimliklerin bir arada var olabildiği devasa bir mozaik olarak karşımıza çıkıyor.

Yazının Devamı

Tarihten Geleceğe Bir Değerlendirme

Giriş: Bir Günün Ardındaki Kurumsal Hafıza

10 Ocak, Türkiye’de mülki idare amirleri olarak görev yapan valiler ve kaymakamlar açısından yalnızca sembolik bir gün değil, aynı zamanda güçlü bir tarihsel hafızayı temsil etmektedir. 10 Ocak 1971 tarihinde Mülki İdare Amirleri Sınıfı’nın ihdasıyla gerçekleştirilen ilk mesleki toplantının başlangıç kabul edilmesi ve bu doğrultuda Türk İdareciler Derneği’nin 1978 yılı Genel Kurulu’nda “10 Ocak İdareciler Günü”nün resmen benimsenmesi, bu mesleğin devlet geleneği içindeki yerini kurumsal olarak tescillemiştir.

Yazının Devamı

Küresel Eğitim Rekabetinde Türkiye ve Türk Dünyası

Bugünkü köşemi, eğitime ömrünü adamış, akademik birikimi ve sahadaki tecrübesiyle büyük saygı duyduğum Turan Balabilge Akademisi Başkanı, Doç. Dr. Şamil Sadık hocanın son derece kıymetli görüşlerine ayırıyorum. Yalnızca bir akademisyen değil; eğitimi aynı zamanda stratejik, kültürel ve jeopolitik bir mesele olarak ele alan vizyoner bir bilim insanı olan Şamil Sadık Hoca’nın değerlendirmeleri, Türk dünyasının geleceği açısından üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken önemli bir yol haritası sunmaktadır. Ayrıca değerli kardeşim Mirkan Aydın ile birlikte Azerbaycan’da hayata geçirdikleri örnek okul ve özgün eğitim sistemi de, ilerleyen yazılarımda müstakil bir başlık altında ayrıntılı biçimde ele alacağım.

Küreselleşme çağında eğitimin artık yalnızca okul ve üniversite duvarlarıyla sınırlı bir alan olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim, günümüzde devletlerin ekonomik, kültürel ve ideolojik etki alanlarını genişletmek için kullandıkları en güçlü araçlardan birine dönüşmüştür. Bu nedenle modern eğitim sistemlerini yalnızca pedagojik bir mesele olarak değil, aynı zamanda bir yumuşak güç ve jeopolitik etki unsuru olarak ele almak zorundayız. googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı

2026 Yılında Türkiye’de Eğitimden Beklentiler!

Yirmi yedi yıllık bir eğitimci olarak, yeni yılın ilk değerlendirmesini eğitim alanı üzerinden yapmak bir tercih değil, bir sorumluluk olarak görüyorum. Soğuk Savaş döneminin disiplinci ve merkeziyetçi eğitim anlayışından, dijital çağın esnek ve çok katmanlı öğrenme ekosistemine uzanan bu uzun yolculukta; eğitim sisteminin yalnızca değiştiğine değil, her değişim karşısında yeniden sınandığına da müşahede ettim. Bu deneyim bana şu cümleyi yazdırıyor; "Dünya'da ve Türkiye’de eğitim, artık sadece bilgi aktaran bir yapı-kanal değil; toplumsal kırılmalar karşısında onarıcı, eşitsizlikler karşısında dengeleyici ve geleceğe dair kolektif umut üreten stratejik bir kamusal alandır".

2026 yılı itibarıyla eğitimden temel beklenti, sistemin mevcut hâliyle eşitsizliği yeniden üreten yapısal zaaflarını aşarak; liyakat, adalet ve kapsayıcılığı kurumsal bir çıktıya dönüştürmesidir. Tv100.com’daki yazılarımızda da sıklıkla vurguladığımız üzere, eğitim bir ayrıcalık alanı değil; sosyal hareketliliği mümkün kılan en güçlü eşitlik mekanizması olmak zorundadır. Dijital dönüşümün hızlandırdığı yapısal kırılmalar, eğitimi artık “idare edilen” değil, stratejik olarak yeniden inşa edilmesi gereken bir alan hâline getirmiştir. googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-d-intext_1'); });

Yazının Devamı