Sinem Büyükdığan

Sinem Büyükdığan

Bir makine rüya görebilir mi?

“Makine Hatıraları: Uzay”, Refik Anadol’un izleyiciye gerçeklik kavramını sorgulatmayı amaçladığı, hayal gücünü zorlayan bir sergi.

Uzun süredir bir serginin önünde oluşan insan kalabalığı görmemiştik. Medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol yeni sergisiyle bunu başardı. “Makine Hatıraları: Uzay”, geçtiğimiz günlerde Dolapdere’de bulunan Pilevneli Gallery’de sanatseverlerle buluştu. Ama ne buluşma! Sergi, yılın en önemli sanatsal etkinliklerinden biri olmaya aday.

Los Angeles’ta yaşayan Refik Anadol, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden yüksek onur derecesiyle Fotoğraf ve Video lisans, yine aynı üniversiteden Görsel İletişim Tasarımı alanında yüksek lisans ve Kaliforniya Üniversitesi’nden (UCLA) Medya Sanatları bölümünden yüksek lisans diplomasına sahip ve henüz 36 yaşında. Şimdiye kadar sanat alanında eserleriyle kendini kanıtlamış ve sanatta yenilikçi bakışını göstermiş bir isim.

“Makine Hatıraları: Uzay” ise sanatçının bugüne kadar İstanbul’da gerçekleştirdiği en kapsamlı kişisel sergisi. Sanatçı, beş yıl boyunca ‘Bir makine, öğrenirse rüya görebilir mi?’ sorusunun peşinden gidip NASA destekli araştırmalarının sonucunda bu sergisini oluşturmuş. NASA Jet İtki Laboratuvarı ile çalışan sanatçı, uzaya gönderilen teleskoplardan elde edilen iki milyona yakın görüntüyü uzaydaki ses kayıtları ve klasik müzikle harmanlayarak sergiyi eşsiz bir deneyime dönüştürüyor. Anadol, akla gelebilecek her türlü veriyi topluyor ve bu verilerle, projeye özel yazılan algoritmalarla çalışan yapay zeka programını besliyor. Böylelikle makinelerin verileri nasıl algıladığını gösteren veri heykelleri yaratıyor. Sanatseverler, eserlerin yapım aşamalarını da videolar aracılığıyla sergide görme imkânı buluyor. Tabii tüm bunları doğru anlayabilmek için sergiyle ilgili çıkan haberlere göz gezdirmek ve Anadol’un yaptığı röportajları dinlemek daha faydalı olacaktır.

“Makine Hatıraları: Uzay”, Refik Anadol’un izleyiciye gerçeklik kavramını sorgulatmayı amaçladığı, hayal gücünü zorlayan bir sergi. ‘Hatıralar’ ve ‘Düşler’ başlıklı birbiriyle bağlantılı iki bölümden oluşan sergiyi gezerken zaman kavramı neredeyse kayboluyor ve bambaşka bir aleme sürükleniyorsunuz.

Gördüklerimiz mi gerçek yoksa datalar mı?

İlhamını teknoloji ve bilimden alan Anadol sergide, verinin sadece sıkıcı bir rakam değil bir hatıra olabilme halinden bahsediyor çünkü onun derdi aslında hatıralarla! Sanatçı Türkiye’deki ikinci kişisel sergisi “Eriyen Hatıralar”da bu konuya bir giriş yapmıştı zaten. Şimdi de bu meseleye, insanın sahip olduğu en değerli anıları makineler üzerinden değerlendiriyor.

Eserleri incelemek insanı heyecanlandırıyor ve o eserlerin üzerinizde bıraktığı his sergiden çıktıktan sonra da peşinizi bırakmıyor. “Makine Hatıraları: Uzay”, 25 Nisan tarihine dek Pilevneli Gallery’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Diğer Yazıları