Metehan Demir

Metehan Demir

Deprem seferberliği şart

İstanbul'da depremin üzerinden bir hafta geçti ve belki de ülkemizin en önemli ulusal güvenlik sorunlarından biri olan bu konu her zaman olduğu gibi yavaş yavaş o ilk günlerdeki önemini yitirmeye başladı.

Aslında, İstanbul’da geçen haftaki deprem, kritik faylarda ilerisi için endişe verici hareketlilikler yaratması ihtimalinden öte hepimiz için son büyük ‘artık aklınızı başınıza alın’ uyarısıydı.

Zaten deprem ile ilgili kısa sürede mevzu siyasi kamplaşmaya döndü. ‘Kim toplantıya katıldı, geldi mi, gelmedi mi, kim ne yapmış kim ne yapmamış, o mu suçlu, bu mu suçlu’ diye kavga ederken arada asıl yapmamız gerekenlerle ilgili yol haritası meselesi kayboldu gitti.

Hepimizin suçlu olduğunu ve hepimizin bu ülke için birşeyler yapmamız gerektiğini kabul etsek her şeyi çözeceğiz ama kutuplaşma üzerimize öyle bir çökmüş ki; artık kilitlenmiş körleşmiş bir rehavetin içinde boğuluyoruz. Hiçbir konuda beraber hareket edemiyoruz bu ülkeye dair. Gelecek nesillere yazık değil mi?

Ama birşeyler yapmak lazım. Bir seferberlik şart. Tabii ki ; Konunun şovmenlerinin değil gerçek uzmanlarının koordinasyonunda ve elele. Bilimadamlarımızla.

Profesör Mikdat Kadıoğlu’nun bir haftadır bir çağrısı dikkatimi çekiyor. Kendisi malum meteoroloji üzerine sayılı isimlerdendir. Ama afet yönetimi üzerinde de ciddi bir uzmanlığı vardır. Mikdat Hoca dediğim gibi bir kampanyalı çağrıda bulunuyor, bir yol haritası sunuyor ve diyor ki ‘lütfen elele verelim’.

İlginç bir benzetmede de bulunuyor. İstanbul ve çevresindeki 4 fay tabakasından bahsederek şunları söylüyor:

‘1509’da bir parçası üzerinde deprem oldu, buna ‘küçük kıyamet’ denilmiş. Her 100 kişiden 5’i ölmüş... Şu anda ise nüfus yoğunluğu itibariyle depremin bugün tekrarlanması halinde ne canlar gideceği hesaplanamaz ama büyük bir kıyamet işareti gözüküyor.’

Bakın neler söylüyor Mikdat Hoca;

‘Türkiye’nin GSMH’nın üçte birinin yok edilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz. Büyük bir kaos yaşanıp büyük bir ekonomik sorun ortaya çıkacaktır. Bu nedenlerle böyle bir deprem için ulusal seferberlik başlatmamız lazım.’

İŞTE YAPILMASI GEREKENLER

Evet katılıyorum bir seferberlik şart. Ama asıl olan bu seferberlikte neler yapılması gerektiğini belirlemek. Profesör Kadıoğlu seferberlik dahilinde yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor;

• Yaşadığımız binalar güvenli hale getirilmeli. Yıkılmayı bekleyen bir sürü bina var, bir de bunun yanında satılmayı bekleyenleri de dikkate almamız gerekiyor. Bunları takasla işe başlamalıyız. 
• Okul, askeri binalar ve kamu binalarının güvenliği için gerekli tedbirler alınmalı. Bunun için bir saatlik eğitim, bilgilendirme değil, esas beceri eğitimi ve tatbikat yapılmalı. 
• İnsanlar küçük yangınları söndürebilmeyi, kanamayı durdurmayı, elektrik ve su hatlarını kesebilmeyi öğrenmeli. Herkesin bu gibi temel ilk yardım bilgilerini öğrenmeleri zorunlu olmalı.  Devlet bir anda 20 milyon kişiye müdahale edemez. Çünkü ölüm olayları ilk saatlerde gerçekleşiyor.
• Halk depreme hazırlık ve temel afet bilinci, güvenli yaşam vb. konularda (CD, kitap, seminer, söyleşi, tiyatro vb. ile) sürekli eğitilerek bilinçlendirilmeli
• Mahalle, sokak, site ve kurum-kuruluş bazında “Yerel Afet Gönüllüleri (YAG)” şeklinde birimler oluşturularak halkın ilk yardım, yangın söndürme ve hafif arama kurtarma konusunda beceri sahibi olmasını sağlanmalı.
• Mahalle bazında yaralı toplama, ilk yardım, sahra hastanesi, aş evi, barınma, toplanma, haberleşme, bağış dağıtımı, ailelerin toplanması gibi acil durum yolları ve alanları belirlenmeli/oluşturmalı VE bu yerler konusunda halk bilgilendirilmeli. 
• Yılda en az iki kez mahalle bazında haberli, kurumlar bazında ise haberli/habersiz çeşitli seviyelerde tatbikatlar yapılmalı. 
• Afet sırasında kullanılabilecek okul, spor salonu gibi sağlamlığından ve güvenliğinden şüphe edilmeyecek binalar belirlenerek bu alanlarda ve parklarda acil durumlarda kullanılacak her türlü malzeme depolanmalı.
• Tehlikeli binaların neden olabileceği can ve mal kaybı riskleri halka iyi anlatılmalı ve kentsel dönüşümle yapısal riskler mümkün olduğunca çok/yaygın ve çabuk azaltılmalı. (Dikkat! Yapı denetim sistemine ilave olarak belediye kontrollerinin de özellikle devam ettirilmesi gerekmektedir.)
• Afet öncesi ve sonrasında Valilik, Büyükşehir Belediyesi, STK gibi birimlerle kendi şehirlerindeki afet yönetimi çalışmalarını koordine edebilecek AKOM vb. bir birim ve ekip kurulmalı kapasitesini geliştirilmeli.
• Yapılan çalışmalar konusunda halk duyurularla, toplantılarla, okul ve konut ziyaretleriyle bilgilendirilmeli.
• Bütün bu çalışmalar, el yordamıyla ya da oradan buradan kopyala yapıştır şeklinde değil; uluslararası standartlara ve yeni yönetmeliklerimize uygun olarak hazırlanacak olan afet risk azaltma, afet müdahale ve afet iyileştirme planlarına göre olmalı.

İşte böyle sevgili okuyucular; ülke için her iyi niyet desteği hakediyor. Tıpkı Mikdat Hoca’nın bu çağrısı gibi.

Güzel günler ülkemizle olsun.

Diğer Yazıları