Kim bu "haramzadeler, ahlaksızlar ve namussuzlar!"

Henüz asgari ücret milletin cebine girmeden, ücret artışı maliyetlere yansımadan, etiketlere yüzde 20-50 arasında zam bindirenler, bu cüretkarlığın hesabını ödemelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fahiş fiyat uygulamalarıyla milletin canını burnuna getirenlere çok fena patladı:

“Bunlar bizim gözümüzde kendilerinin de içinde bulunduğu Türkiye gemisini delmeye çalışan haramzadelerdir, ahlaksızlardır. Ağır konuşuyorum kusura bakmayın namussuzlardır.”

Peki kim bu haramzadeler, ahlaksızlar, namussuzlar!

Hemen belirteyim ki; vicdanen müsterih olan, piyasa şartlarına göre hareket eden, maliyetlerini adil ve insani bir şekilde karına yansıtan ticaret erbabı asla üstüne alınmasın.

“Fırsatçılık”ın ne olduğunu herkes biliyor. “Ben fırsatçı değilim” diyebilen, esnaf, tüccar, sanayici her kim varsa, onlar da üstüne alınmasın.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın hedefi, maliyet artmadığı halde, sebepsiz fiyat artıranlar, alış fiyatı değişmediği ve girdi maliyetleri stabil iken fiyat yükseltenlerdir.

İşte “fırsatçılık” da tam burada ortaya çıkıyor.

“Nasıl olsa piyasa hareketli, her gün üç-beş kuruş zam yapsam da kimse itiraz etmez” demek fırsatçılıktır.

“Millet zamma alıştı, daya dayayabildiğin kadar” demek fırsatçılıktır.

TARLADAN RAFA ŞİŞİRİLEN FİYATLAR VE FAHİŞ ZAMLAR

Cumhurbaşkanı’nın deyimiyle tekrar soruyorum: Kimdir bu haramzadeler, ahlaksızlar ve namussuzlar?

Kendi sektörlerinde kartelleşerek, serbest rekabet şartlarını ortadan kaldıranlar mı?

Milletin gözünün içine baka baka, “düşük karla çalışıyoruz”,  palavrasını yutturmaya kalkanlar mı?

İç piyasaya vermek zorunda kaldıkları malları, depolarda stoklayarak piyasa şartlarını bozanlar mı?

Kiracısının kapısına dayanıp, 2 bin liralık kira bedelini 10 bin liraya yükseltenler mi?

Tarladan bir liraya aldığı ürünü kendine ait aracı şirketlerle şişirip rafta 20 liraya satanlar mı?

Devlet, haramzadenin de ahlaksızın da namussuzun da kim olduğunu biliyor.

Artık yapılması gereken, haramı haramzadenin burnundan getirmek, ahlaksıza haddini bildirmek, namussuza da anladığı dilden namuslu olmayı öğretmektir.

Kimse vatandaşın sofrasındaki iki lokmadan birini, sobasındaki odunu, tenceresindeki yemeği çalmaya cesaret edememeli.

PAZAR GÜNÜ 90, PAZARTESİ 120 LİRA OLUR MU?

Pazar günü 90 liraya satılan peynire pazartesi günü 120 lira etiket koymanın ağır bir bedeli olmalı.

Perde arkasında, tüm marketlerde aynı fiyatları belirleyerek, kartel oluşturmanın, piyasaları manipüle etmenin korkutucu karşılığı olmalı.

Ve bunlara ağır bedeller ödettirildiğini vatandaş görmeli.

Enflasyon düşme eğilimine girmişken, bu kazanımı fahiş fiyatlara kurban etmek herkesten önce iktidarın hanesine eksi yazar.

Geliri artmadığı halde, fahiş zamlarla alım gücünü kaybeden insan tepkiselleşir.

Tepkinin odaklanacağı yer de bellidir; iktidar.

Asgari ücrette kabul edilebilir bir artış yapıldı.  İşçi-memur ve emekliye de yılbaşında tatminkâr bir zam olacağı anlaşılıyor. Enflasyon azalma trendinde.

Tüm bunlara karşılık, fahiş fiyat ve haksız kazancın önüne geçemezseniz, yapılan maaş artışları anlamını kaybeder.

Son söz; milletin gemisini, haramzadelere, ahlaksızlara ve namussuzlara deldirtmeyin.

Kul hakkından uzak duranlara, güzel ahlak sahiplerine ve namusuyla ticaret yapanlara selam olsun.