FETÖ adına Yusuf Tekin’i tehdit eden o Bakan şimdi nerede?

FETÖ adına Yusuf Tekin’i tehdit eden o Bakan şimdi nerede? - Resim : 1

Şu sıralar, yukarıda gördüğünüz, Gazeteci-Yazar Nedim Şener’in kaleme aldığı MAHREM İÇİNDE MAHREM adlı kitabı okumaktayım. Bu satırları yazmak için kitabın bitmesini bekleyemedim. Tarihsel bir sıralamayla, zaman zaman ufak geri dönüşlerle ve belgelerle, herkesin, ama herkesin kolaylıkla anlayabileceği bir anlatımla yazılmış, müthiş bir çalışma. FETÖ denilen iblis örgütüyle ilgili onlarca yazı yayınlamış, kitap okumuş olmama rağmen, içinde bilmediğim o kadar çok konu, malzeme, enteresan olay var ki. Bildiklerimle ilgili de çok faydalı bir hafıza tazeleme imkânı veriyor bana. Küresel çapta bir örgütsel sistematiğin nasıl çalıştığının net olarak dökümü bu kitap.

Hayli ilerledim ama aklım kitabın 94-95’inci sayfalarında kaldı.

Millî Eğitim Bakanı YUSUF TEKİN, bu tehdidi Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığına tayin edildiğinde almıştı.

OLAYIN BAŞLANGICI FETÖ’nün 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı yargı önüne çıkarmak için yaptığı operasyona dayanıyordu. FETÖ, o vakte kadar sızamadığı MİT’i ele geçirmek istiyordu.

Erdoğan’ın tam ameliyat olacağı günü seçerek MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı gözaltına almaya kalkışan hain çete, başarısızlığa uğrayınca “geri adım” atmış, Fetullah Gülen Fehmi Koru aracılığıyla dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ama aslında Tayyip Erdoğan’a hitaben bir “barış mektubu”  göndermişti.

Ama Başbakan Erdoğan, FETÖ’nün, yani “hizmet hareketi”nin bu saldırısına ve hainliğine DERSHANELERİN KAPATILMASI TALİMATIYLA cevap verdi. Erdoğan’ın açıklaması Fetullah Gülen ve çetesini allak bullak etti.

Beklemiyorlardı.

Erdoğan’ın bu yönünü hiç görmemişlerdi ve gördükleri anda da onlar açısından iş işten geçmişti.

Şimdi Nedim Şener’in satırlarına geçiyorum buradan:

“Dershanelerin kapatılması FETÖ elebaşının 40 yıllık örgütlenme modelinin de çökertilmesi anlamına geliyordu. ‘Okulları verelim, dershanelere dokunmayın’ açıklamasının sebebi de bundandı. O yüzden FETÖ’nün buna tepkisi büyük oldu. Erdoğan, dershaneler konusunda atacağı adım için (Şimdiki Milli Eğitim Bakanı) YUSUF TEKİN’i, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığına getirdi. Ancak atama yapılmadan her yere sızmış olan FETÖ’cüler bunu da öğrendi. Daha ataması yapılmadan FETÖ’nün elebaşı Gülen, bir BAKAN’ı Yusuf Tekin’e yolladı. O Bakan, FETÖ adına Yusuf Tekin’i şöyle tehdit etti:

Fetullah Hoca’nın selâmı var. Tayyip bey seni Millî Eğitim Bakanlığı’na Müsteşar olarak alacak, seni uyarıyoruz. Gidersen ve kabul edersen seni rezil edeceğiz, insan içine çıkamaz hale getireceğiz…”

Tek kelimeyle inanılmaz. Ben bu olaydan haberdar değildim ve Nedim Şener’e de sordum “O BAKAN KİMDİ?” diye. Çünkü kitapta yazmıyordu kim olduğu.

Nedim Şener, “Bu olayı ben aslında Yusuf Tekin’in bir söyleşide anlattıklarından işittim. Kendisine de sordum ama ismini söylemedi” dedi.

Çok merak ettiğim için o dönem bakanlık yapan isimlere baktım ve kafamda bir isim derhal belirdi.

Ama yine de şansımı denemek için Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’e bunu sormak istedim. Tabii isim vermeyeceğini çok iyi bildiğim için olayı hatırlattıktan sonra sorumu bir parça gazeteci uyanıklığıyla şöyle yönelttim kendisine:

“Sayın Bakan, ben merak ediyorum, o sırada yanınıza gelip sizi Fetullah Gülen adına tehdit eden söz konusu BAKAN hâlâ AK Parti içinde mi? Yoksa şu anda başka partide mi? En azından bunu söylersiniz diye umut ediyorum.”

Yusuf Tekin tahmin ettiğim gibi isim vermedi bana ama cevabı kısa ve net oldu:

“Aynen Fuat Bey. O Bakan Cumhur İttifakı’nda değil şu an.”

Yusuf Bey'in zekâsına evvelden beri hayranımdır. Özellikle Milli Eğitim’de yürüttüğü müfredat çalışmasıyla ve aldığı kararlarla zaten ne kadar doğru yolda ilerlediği görülmekte.

Ancak Sayın Tekin ben “O Bakan hâlâ AK Parti içinde mi?” diye sormama rağmen “Cumhur İttifakı içinde değil” diyerek MHP ve Büyük Birlik Partisi içinde de olmadığını söylemiş oldu. Demek ki diğer partilerin içinde.

Peki, bu partiler hangileri olabilir?

CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Yeniden Refah Partisi…

Hangisi?

Ben tespit ettim gibi o ismi aslında.

Siz de deneyin, eminim bulacaksınız…

NOT: FETÖ dershane açıklamasına rağmen durmayacağını kanıtlarcasına “hedef”e doğru yürüyeceğinin en net işaretini 17-25 Aralık 2013 yargı darbesiyle gösterince Erdoğan yasayı Meclis’ten geçirdi. Yasa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da imzalanarak 14 Mayıs 2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi. 

İKİNCİ YAZI

YRP'DEN İSTİFA EDEN MİLLETVEKİLİ SUAT PAMUKÇU'NUN "YRP'DE FETÖ'CÜLER VAR" SUÇLAMASINA CEVAP GELDİ Mİ?

Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu’nun iki gün önceki açıklamaları çok çarpıcıydı ve FETÖ tehlikesinin nasıl hâlâ çok yakınımızda olduğunun ipuçlarını vermekteydi.

Yeni Şafak’tan Ersin Çelik’in sorularını cevaplayan Pamukçu, “İnancımızla uyumlu olmayan adaylar gösterildi” sözleriyle ne demek istediği sorulunca partiye sokulan FETÖ’cüleri kastettiğini belirtti.

Çelik ile Pamukçu arasındaki soru-cevap diyaloğu şöyle:

-İstifa açıklamanızda ‘İnancımızla uygun olmayan adaylar’ diyorsunuz. Nedir kastınız?

“FETÖ! Varlar. Genel Başkan’ın yanında varlar. Öncelikle şunu söyleyeyim. Israrla ittifaka karşı olanlar kesin FETÖ’cüdür. Bu FETÖ’cülerin de tek hedefleri Reisicumhur’dur. İntikam almak duygusuyla yanıp tutuşuyorlar.”

-Siz, FETÖ’cü dediklerinizi isim isim biliyor musunuz?

“Biliyorum. Alıp getiriyorlar. Referans oluyorlar. Yüzlerine söyledim.”

-Seçimden sonra ne oldu? Ne değişti? Ve siz istifa ettiniz?

“Ben orada ilkemizi koydum. Bu tabana sahip çıkmamız lazım. Alınan oya. Hocamızın da siyaseti böyleydi. Seçim biter bitmez tabanı küstürecek tavırlar sergilenmeye başladı. Gelenler, sonradan katılmalar oldu. Yeniden Refah Partisi’nin Millî Görüş çizgisiyle alakası yok şu anda.”

Evet, uzun bir röportajın bu bölümü son derece çarpıcıydı ve buna YRP’den bir cevap geldi. Tabii ki muhalefetin bir kanalı olan KRT aracılığıyla. Mikrofon uzatılan YRP’nin İBB adayı Mehmet Altınöz şöyle diyordu:

“Bu hayatın olağan akışına aykırı. Türkiye’de 130 parti var, bunların arasında FETÖ’cülerin içinde bulunabileceği son parti belki de Yeniden Refah Partisi’dir. İstifa etmesine bir gerekçe olarak bu iddialarda bulunuyor. YRP’de böyle bir iklimin olması, FETÖ’cülerin burada yer bulması mümkün değil. Pamukçu yıllardır bizimle beraber, neden bunları dile getirmedi? Manidar.”

Olay bu.

Mehmet Altınöz’ün kaçırdığı şu. Suat Pamukçu’nun Genel Başkan’ın etrafındaki FETÖ’cüleri isim isim bildiğini söylemesi. Altınöz en azından yıllardır abi-kardeş gibi çalıştıklarını söylediği Suat Pamukçu’ya bir telefon açıp “Abi gel bize bu isimleri söyle, ola ki bir yanlışımız olmuş, yanlış insanların referansıyla yanlış kişileri partiye almış olabiliriz” diyemez miydi?

İlginçten de öte bir durum var ortada.

Mehmet Altınöz’e, ziyarete gittiği CHP çadırındaki görevli partili hanımın sevinç içinde “Birlikte kazanacağız” demesi ve karşılıklı mutlu gülüşmeler boşuna değil elbette.