İmamoğlu’nun asıl sancısı; Kandil’in kesin kararını henüz vermemiş olması mı?

Geçen gün, tanıdığım ve öteden beri HDP-DEM çizgisine oy veren, 14-28 Mayıs genel seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen bir genç ile konuşuyordum. Kendisi yüzlerce kişiden oluşan, adeta aşiret gibi kalabalık bir ailenin mensubu ve hepsi de dindar Kürtler.

Bana “Abi kime oy vereceğiz İstanbul’da?” diye sordu.

Şaşırdım biraz. Ama cevabım netti:

Evladım benim oyum belli, sizinki hâlâ belli değil mi? Ben tabii ki doğru dürüst çalışacak, tatil yapmayacak, yalan söylemeyecek, siyasete değil hizmete odaklanacak adaya, yani Murat Kurum’a vereceğim. Eh siz de ya DEM Adayı Meral Danış Beştaş’a ya da Ekrem İmamoğlu’na vereceksiniz herhalde”

Ama hiç beklemediğim bir yanıt aldım. “Orası belli değil abi” dedi. Espriyle “Ne oldu, talimat gelmedi mi dağdan” diye takılınca, sorumu gayet makul ve olağan karşılayıp “Yok gelmedi abi” diye cevap verdi.

Yanlış anlamayın.

Benim şaşırdığım talimatla oy kullanmaları değil, talimatın gelmemiş olmasıydı.

Kandil nazlanıyordu anlaşılan.

RUH HALİNİN İYİCE BOZULMASININ SEBEBİ PKK DESTEĞİNDEKİ BELİRSİZLİK

Ekrem İmamoğlu İBB meclisi için 31 DEM’liyi seçilecek yerlere koyup aday göstermesine rağmen bu naz niyaz neyin nesiydi? Bu sayede İBB Meclisi’nde PKK’nın bir grubu olacaktı, Kandil-İmralı hattı daha ne istiyordu ki?

Bu işin içinde iş vardı ama ne?

Anladım ki İmamoğlu’nun ağzının dolaşması, hafıza kaybına uğrayıp hiçbir vaadini hatırlamaması, kendisine sevgi gösteren çocuklara “Sizin dudaklarınızdan öperim” diye tuhaf karşılıklar vermesi, sık sık dilinin sürçerek kelimeleri “başı kıçı” diye karıştırması, yalan üstüne yalan söyleyip AK Parti döneminde yapılan tüm işleri “Ben yaptım” diye halkın aklıyla adeta alay ederek sahiplenmesi, salon toplantılarında eleştirel soru yöneltenleri “AKP ağzıyla konuşma” diye fırçalaması, meydan toplantılarında kadınları azarlaması ve tahammül eşiğinin giderek dipteki sınırlara düşmesinin altında yatan etken, KANDİL’İN TAM DESTEĞİNİ henüz açıklamamış olması. Yardımcısı Özgür Özel her ne kadar DEM’le görüştükten sonra “DEM’lilerle kent uzlaşısı ve tüm diğer konuları görüştük, mutabık kaldık” dese de bir türlü kendini güvende hissedemiyor. Çünkü artık seçim sonucunu çantada keklik göremiyor. Nitekim pek çok araştırmada Murat Kurum’un öne geçip arayı açması uykularını kaçırıyor.

Evet, Kandil ve PKK, CHP ile İstanbul’un Esenyurt ve Mersin’in Akdeniz ilçesi başta olmak üzere pek çok ilçede “Kent Uzlaşısı” başlığı altında ittifak yapmakta ama hâlâ İstanbul ve pek çok ilde aday gösterdikleri için “Aday gösterip de vermeme” gibi bir pozisyonu korumaya devam etmekteler. Örneğin Meral Danış Beştaş İstanbul’da doğru dürüst bir kampanya yürütmüyor. Buna rağmen Meral Danış Beştaş’a yine de yüzde 4,5-5 oranında oy çıkmakta araştırmalarda. Yani zaten İstanbul’daki genel olarak yüzde 8 oy alan HDP-DEM’e oy verenlerin yarıdan fazlası kendi adaylarına tercihlerini yöneltiyor.

BU BELİRSİZLİĞİN SEBEBİNİ ÖĞRENDİM

CHP ve Ekrem İmamoğlu’nun, 14-28 Mayıs Genel Seçimlerinde ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı ile Kemal Kılıçdaroğlu’na koşulsuz tam destek vermesine rağmen DEM’le hâlâ AÇIK İTTİFAK İLİŞKİSİ kurmayıp “arka kapı kaçamağı” yapıyor olması artık PKK-Kandil-İmralı hattı için can sıkıcı duruma dönüştü.

CHP ve İmamoğlu, “Hem DEM’in oyları bana gelsin hem de onların adayları olsun ve oylar bana verilmiyor gibi görünsün” istiyor. Çünkü sürekli üzerine oynadığı Trabzonlu seçmen başta olmak üzere tüm Milliyetçi seçmen için “Ürkütmeyelim vak vakları” siyaseti izliyor. PKK ve DEM ise 14-28 Mayıs seçimlerini hatırlatarak “Biz koşulsuz destek verdik ama bir baktık ırkçı ve Kürt düşmanı Ümit Özdağ ile CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu protokol imzalayıp MİT Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nı ona söz vermiş. İhanete uğradık” diyerek CHP’lilere ve İmamoğlu’na “İlişkimizi resmiyete dökelim” çağrısında bulunuyorlar. CHP ve İmamoğlu ise PKK-DEM ile “Kent Uzlaşısı”nı bile tarif etmek için kırk takla atarken “resmiyete dökülmüş” bir ilişkiyi nasıl anlatacaklarının formülünü bulamıyorlar.

Böyle bir olasılık en büyük karabasanları.

HESAP TUTMAZSA YANDI GÜLÜM KETEN HELVA

İşte bu bıçak sırtı denklem ve PKK-DEM ilişkisiyle kurulan ittifak için hesaplarının tutmama olasılığı İmamoğlu’nun rüyalarına giriyor.

Üstüne üstlük bir de ortaya çıkan PARA KULELERİYLE ilgili başı iyice derde girmiş durumda. İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü de o kulede görevli, yardımcısı ve diğer CHP’li yetkililer de. İyice sıkıştı. Sinirlerinin bozulup Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un bir soru üzerine yaptığı “Cumhuriyet savcıları gereken prosedür neyse yürütecek” mealindeki açıklamasından yola çıkarak “Sen nasıl bakansın, utanmadan savcılara talimat veriyorsun” diye iftira atıp hakaretler yağdırmasının sebebi de bu. Ama Yılmaz Tunç’tan cevabını aldı da oturdu yerine.

CHP ARTIK DİKİŞ TUTMUYOR

Dün Hatay’daki skandal da CHP’deki rezaletin son perdesini açtı.

CHP adayı Lütfü Savaş’ın seçimi kazanmak için gönderdiği adamlarıyla TİP adayı Gökhan Zan’a bazı ses kayıtları üzerinden ADAYLIKTAN ÇEKİL ŞANTAJI yaptığı iddiaları işlerİ iyice çığırından çıkardı. TİP bu gelişmeler üzerine Gökhan Zan’ı adaylıktan çektiğini açıkladı ama mesele burada bitmiyor ki…Bir yandan ortada bir şantaj var, diğer yandan da ses kayıtları…

Bu konuda yurtdışında firari olan bir YouTube yayıncısı Erk Acarer’in yazdıkları ise tüm bunların üzerine tüy dikti. Hatay CHP adayı Lütfü Savaş’ın Gökhan Zan'a ait olduğu söylenen ses kasetlerini yayması için para teklif ettiğini açıklayan Erk Acarer “Reddettim tabii, herkesi kendileri gibi sanıyorlar” dedi.

CHP’de değil sadece… İBB’de de tuz koktu…