Riske Girmeyen Şampanya İçemez!

Deva Partisi’nin kuruluşu öncesi Ali Babacan’dan beklenti yüksekti. Kamuoyunda ciddi bir popüleritesi vardı. Kuruluş gününde ilk Coronavirüs vakası açıklanmasına rağmen, reytingi yukarıya doğru gidiyordu.

Ancak ihtiyatli tavır, fazla sağlam adımlar sosyolojik kodumuzda yok. Sonuç olarak da Ali Babacan’a olan ilgi azaldı. Hatta oyları. %1 civarında bir oy oranıyla sabit kalmaya başlamıştı Özellikle Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Deva Partisi adeta toplamda bir parti gibi anılıyorlardı. Altılı masanın kurulmasının ardından ise Deva Partisi, CHP ve İYİ Partinin tamamen gölgesinde kalmaktaydı. Deva kadrolarınca bu durumun hiç hoşnut karşılanmadığı bilgisine sahiptim. Tabanda Deva Parti’nin inin iktidar namzeti ile yola çıktığını bu sebeple kendi varoluşunu ispat etmesi gerektiğine dair çok büyük bir baskı vardı. Ali Babacan gibi ihtiyatlı yapıda bir işim için ise belki de bu durum riskler taşıyordu ancak bu sefer Babacan, Parti tabanının kendisinden beklediği siyasi riski aldı. Deva Partisi seçimlere kendi adı ve logosuyla girecek. Bu tabi ki altılı masadan kalktığı anlamına gelmiyor. Cumhur İttifakı cenahında tamamen böyle yorumlandığını söyleyebiliriz.

Şaşkınlıkla karşılandı ama.. 

Millet ittifakında ise Ali Babacan’ın almış olduğu bu kararın şaşkınlıkla karşılandığını görüyorum. Nitekim alınan bu risk Deva Partisini ya tamamen yok edecek ya da kendi kimlik ve karakteri ile oturmuş Türkiye siyasi yaşamına yön veren bir parti vitrine kavuşturacak. Nitelim Babacan’ın bu son açıklaması onu bir anda oyun kurucu pozisyona soktu. Sıkışıp kalmış olan siyasette spot ışıklar ona çevrildi. Risk almak her zaman fayda sağlamayabilir ancak başarılar, alınan riskli işlerin bir sonucudur.

Galatasaray’da seçim oyunları

Evet deyim yerindeyse artık bu tamamen bir oyun pozisyona geldi. Gün geçmiyor ki Galatasaray kongresine dair hukuki süreçte bir gelişme yaşanmasın. Dün akşam saatlerinde istinaf mahkemesinden bir karar çıktı geçtiğimiz hafta Fırat Develioğlu‘nun açmış olduğu dava üzerinde verilen tedbir kararı sonrası, Galatasaray kulübü bu tedbir kararına itiraz etmişti itirazen görülen duruşma üzerine, geçtiğimiz cuma günü mahkeme, kendi verdiği tedbir kararını kaldırdı Fırat Develioğlu ise mahkemenin kaldırmış olduğu tedbir kararını istinafa götürdü. Hukuken bu mümkündür ancak fiilen dört gün içerisinde böyle bir karar alınabilmesini beklemiyordum. Doğrusu benim içinde sürpriz oldu. Ancak ilk günden beri 30 Nisan’da seçim olmayacağını söyleyen Ertem Şener’i bu istihbaratından dolayı kutluyorum.

Dün akşam itibari ile Burak Elmas her ne kadar Galatasaray kulübüne bir tebligat gelmediğini söylemiş ise de eğer istinaf mahkemesi seçim kararına tedbir koymuşsa, Galatasaray Spor kulübü pazar günü genel kurul yapamaz. Hukuku dolanmak suretiyle yapılacak seçim, en kısa sürede iptal olacaktır. Bu sebeple Galatasaray Kulübü’nün yeni yönetiminin seçilmesi için iki yol var.

Birinci yol Burak Elmas yönetiminin istifa edip kulübü seçime götürmesi. İkinci yol ise üye sayısının ⅕’inin yazılı başvurusu üzerine, yönetimin 30 gün içerisinde mecburi olarak seçim kararı alması. Bu iki ihtimalle de mevcut yönetim kurulu üyeleri, tekrar başkan ve yönetim kurulu üyesi olabilecekler. İdari itibarsızlık ile yukarıda ki bahsettim yollar arasındaki tek fark bu!

Oyunun son perdesi nedir bilmiyorum ama Galatasaray’da futbol dışında her oyunun şu günlerde oynandığını görüyorum.