Yavaş yavaş!

Siyaset yapan her liderin gönlündeki aslan cumhurbaşkanlığı koltuğudur. Aylardır gündemden düşmeyen bir şey var ise, o da millet ittifakının adayının kim olacağı.

Adı geçip kamuoyunda tartışılan her isim aynı zamanda yıpratılmaya da çok müsait. Bu nedenle mi bilinmez ama muhalefet adayını belirlememekte ya da ismini zikretmemekte kararlı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile benzer hikayesi olması hasebiyle, İmamoğlu ortak adaylık için çok konuşuldu. Yapılan anketlerde ise her geçen gün irtifa kaybediyor. Kemal Kılıçdaroğlu ise adalet yürüyüşünden beri çok iyi işler çıkardı. Muhalefeti bir arada konsülüde etmeyi başardı. Bugün altılı masa konuşuluyorsa şüphesiz aslan payı Kılıçdaroğlu’nun. Ancak Kemal Bey’in yıllardır müzmin mağlup olması karizmasını fena halde çizdirmiş durumda. Kendi çıktı, olmadı. Ekmeleddin İhsanoğlu ile muhafazakar aday çıkardı, olmadı. “Gel bakalım Muharrem” dedi, yine olmadı. İstanbul ve Ankara’yı kazanan stratejiyi geliştirdi belki ama aday kendi değildi.

Meral Hanım ise daha ilk günden başbakanlığa talip olarak bu tartışmalarla ismini hiç yıpratmadı.

Peki muhalefetin ortak adayı nasıl biri olmalı? Egosuz ama karizmatik, başarılı ama hırsları olmayan, mütevazi ama kitleleri peşinden sürüklemeyi bilen, kısacası bir arada olması çok zor olan pek çok şeyi bünyesinde barındırmak zorunda. Çünkü muhalefetin adayı olarak gelecek cumhurbaşkanı, yalnızca iki yıllığına ülkenin yönetim sistemini değiştirmek için o makama geleceğini bilerek gelmeli. Dolayısıyla hiçbir siyasi hırsı olmadan Cumhurbaşkanlığı makamını bırakabilmeli. Öte yandan öyle karizmatik olmalı ki Türkiye siyasi tarihinin en karizmatik ve en başarılı liderlerinden biri olan Erdoğan’ı yenmeli.

Aslında Macaristan seçimleri muhalefete bir fragman niteliğinde oldu. Muhalefet olarak bir araya gelmek yetmedi. Siyasette 2+2 yine 4 etmedi. Demek ki düşük profilli bir adayın kazanma şansı da oldukça düşük.

Tüm bu çerçevede sessiz sedasız, hiç konuşulmayan ama anketlerde sürekli ismi güven ile özdeşleşen biri vardı; Mansur Yavaş. Soyadı gibi yavaş yavaş Ankara Belediye Başkanı oldu. İç siyasete dair hiçbir polemiğe girmeden Ankara’ya odaklanmıştı. İsmini cumhurbaşkanı adaylığında zikrettirmiyordu bile. Ta ki Ümit Özdağ çıkıp kendisini topun ağzına atıncaya kadar.

Özdağ eğer Mansur Yavaş’a düşman ise çok akıllı bir hamle yaptı. Eğer dost ise Mansur Yavaş’ın belki de cumhurbaşkanı adaylığını bitirdi. Yavaş’ın medyada her konuşulduğu gün, şu aşamada isminin yıpranması demek. Sonuç ne olur bilinmez ama muhalefet “istediğim adayı gösteririm, seçmen de dediğimi yapar” diye bakarsa Tayyip Erdoğan efsanesinin neler yapabileceğini bir kez daha görür.