Ümit Özdağ’ın yolu bizi nereye götürür?

Yılların milliyetçisi Ümit Özdağ. Milliyetçi Hareket Partisi’nde genel başkan yardımcılığı yaptı. Partiden ayrılmasının sebebi parti içi demokrasinin olmadığına inanmasıydı.

Ümit Özdağ, İyi Parti ile devam ettiği siyasi yaşamını, İstanbul Milletvekilliği yaparak taçlandırdı. Son dönemde ise Zafer Partisi’nin lideri olarak sahne alıyor. Özdağ, Türkiye’de son dönemlerde gündemi belirlemeyi başarıyor. Önce cılız bir sesle göçmen karşıtlığını dile getirdi. Sonrasında ise Mansur Yavaş adaylığını öne atarak, tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Son haftalarda ise Suriyeli ve Afgan karşıtlığı ile çok daha ön planda Ümit Özdağ.

Kayıtsız ve düzensiz bir göç dalgası aldığımız şüphesiz. Bunun bir sorun olduğu da gerçek. Ancak Ümit Özdağ’ın milliyetçilik kavramından uzak, toplumların iliklerinde var olan ırkçılığı uyandırmaktan başka fayda sağlamayan söylemleri, toplumsal barışımız için çok tehlikeli. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hiçbir demokratik ülkede bu tür siyasi söylemlere yer yok. Milliyetçi Hareket Partisi ve İyi Parti’den demokrasi kaygılarıyla ayrılan Özdağ’ın,  bugünlerde örnek aldığı liderler kimdir sorusu beni çok derinden düşündürüyor.

Göçmen sorunu bu ülkenin bir gerçeği. Ancak sayısı 5 milyonu bulan insanlara, bir anda kalkıp evinize dönün diyemezsiniz. Olması gereken kademeli dönüşler ve kalanlar için sosyal entegrasyondur.

Şerefli saatler 

Yeni spor yasası günlerdir konuşuluyor. Aslında yıllardan beridir hazırlığı görülen bir kanun. Yine yumurta kapıya dayanınca gündem olmaya başladı. Önceki gün, Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Saffet Sancaklı, “500 tane 1000 tane şerefli yönetici mi bulamayacağız?” demişti. Bu sözlere karşı ilk çıkış Ali Koç’tan geldi. Kulüpler Birliği ise saatler süren bir toplantıdaydı. Gece 3’de ise çok sert bir açıklama geldi. Şereflerine söylenen sözlere karşılık süper lig kulüp başkanları ve yöneticileri Saffet Sancaklı’yı özür dilemeye davet etti. Bu dereden çok su akar. Böyle giderse ortalık daha çok karışır…

Ya Aleyna o ne hal!

Günlerdir sanat camiasından pek çok eleştirmen aynı soruyu soruyor; ya Aleyna o ne hal? Sitemkar ve üstenci bir üslup bu. Yetmezmiş gibi şimdide siyaset yorumcuları gencecik kızımızı, topa tutmaya başladı. Türkiye’de çok genç yaşta yaptığı başarılar ortada Aleyna Tilki’nin. Çok genç yaşta hayallerinin peşinden gitmeye çalışıyor. Her sanatçının her şarkısı çok iyi olacak diye bir şey yok. Burada vurgulanması gereken, o yaşta büyük hayallerinin olması. Aleyna Tilki’ye tavsiyem; önce yok sayarlar, sonra kabullenirler, en son itaat ederler…