Türkiye’de spor turizmi denildiğinde akla ilk önce yaz sezonu, kıyı destinasyonları ve klasik organizasyon takvimleri gelirdi. Fakat 2026 yılının ilk dünya şampiyonalarından biri, bu alışıldık tabloyu Karadeniz’in 2 bin rakımlı bir yaylasında değiştirecek gibi gözüküyor. Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası – SNX Türkiye, 31 Ocak–1 Şubat tarihlerinde Rize Handüzü Yaylası’nda koşulacak.
Geçtiğimiz hafta yapılan basın toplantısında verilen bilgiye göre organizasyon; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Rize Valiliği ve Türkiye Motosiklet Federasyonu'nun ev sahipliğinde düzenleniyor. Finlandiya’dan ABD’ye uzanan 12 ülkeden yaklaşık 30 sporcu, kadınlar ve erkekler kategorilerinde Handüzü’nde yarışacak.
Arkadaşım Ergün Güven gazetecidir. Emekli olduktan sonra İstanbul’u bırakıp Ayvalık’a yerleşti. Yaz aylarında ziyaretine gittim. İlçe merkezinin biraz dışında oturuyordu. Güzel bir bahçesi vardı. Keyfi yerindeydi.
“Market pazar biraz uzakta kalınca, mecbur kaldım bunu aldım” dedi. Bu dediği üç tekerlekli elektrikli bir motosikletti. “Çok işime yarıyor, kredi kartına taksit yaptılar, masrafı da yok” diye ekledi.
Kawasaki KLE 500 motosikletimle yol arkadaşlığımız bu yıl 28. yılına giriyor. Bu nedenle markanın hem dünyada hem Türkiye’de neler yaptığını, satış performansını, pazardaki yerini ve yeni modellerini doğal olarak daha fazla merak ediyorum. Geçtiğimiz hafta Kawasaki motosiklet grubunun Türkiye distribütörü Z-Moto’nun Satış Müdürü Levent Koçak ile bir araya geldim. İlk sorum elbette “Yeni KLE 500 Türkiye’ye ne zaman gelir” oldu. Çünkü 1998 model KLE 500’üm ile yeniden üretilmeye başlanan 2026 versiyonunu yan yana getirip test etmeyi büyük bir heyecanla bekliyorum. Koçak “Mart ayında gelir.” dedi.
Sektörü ve Kawasaki Türkiye’yi konuşmadan önce Avrupa ve Amerika motosiklet sektöründe neler olduğuna dair biraz araştırma yaptım.
Türkiye'nin yüzde yüz yerli ilk elektrikli motosikleti Actio City’nin doğumuna şahitlik ediyorum desem abartmış olmam. Onunla ilk kez mart ayındaki motosiklet fuarında tanışmıştım. Proje Danışmanı İlker İyicik henüz tasarım aşamasındaki Actio City’i anlattığında ortaya çıkacak motosikletin dünya standartlarında, hatta biraz daha üzerinde olduğunu fark etmiştim.
Türkiye’de taşıt sayısı Kasım ayı itibarıyla 33 milyonu geçti. Bu araçların yaklaşık 17 milyonu otomobil, 6 milyon 700 bini motosiklet, 5 milyonu kamyonet ve 600 bini kamyonlardan oluşuyor. TÜİK verilerine göre sadece 2024 yılında 1 milyon 444 bin trafik kazası meydana geldi. Yani Türkiye’de bir günde ortalama 4 bin kaza oluyor
Bu kazaların bir bölümü ne yazık ki ölümlü ve yaralamalı. Diğer önemli kısmı ise “sadece maddi hasarlı” diye geçiştirdiğimiz, ama hem cebimizi hem sinirimizi yoran kazalar. Sayı bu kadar yüksek olunca, kaza tespit tutanağı, sigorta bildirimi, hasar tespiti, eksper raporu, ödeme süreci derken önümüze devasa bir bürokrasi duvarı çıkıyor. Bir de işin mahkeme boyutunu eklediğinizde, sistemin ve insanların ne kadar yorulduğunu varın siz tahmin edin.
Sonbahardan kışa dönen bu günlerde, uzun zamandır yapmak istediğim bir yolculuğa çıktım. Amacım hem ailemi ve dostlarımı görmek hem de MV Agusta’nın yeni macera modeli Enduro Veloce ile gerçek bir yol testi yapmaktı. Çünkü bir motosikleti gerçekten tanımanın yolu; otoyolda, virajda, tırmanışta, inişte, çukurda, çamurda ve en önemlisi doğanın kendi kurallarıyla baş başa kaldığınız yerde başlıyor.
Dünyada bugüne kadar motosiklet kazalarıyla ilgili yapılmış en kapsamlı araştırmanın detaylarına birazdan gireceğim. Ama en sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeyim: Kazaları araçlar değil, onları kullanan ya da trafiğe çıkaran insanlar yapıyor.
Motosiklet sayısı arttıkça doğal olarak kaza haberlerini de daha sık duyar olduk. Basında ve sosyal medyada “motosiklet sorunu” tartışmaları alevlendi, ama işin bilimsel yönüne bakanların sayısı hâlâ yok denecek kadar az. Ben de uzun süredir bu konuda ciddi bir araştırma arıyordum. Aradığımı nihayet buldum.
Royal Enfield markasını motosiklet dünyasında daha sık duymaya başladık. Eminim ki Türkiye'de 2026'da yollarda daha fazla Royal Enfield göreceğiz.1901’de İngiltere’de doğan marka, bugün dünyanın en eski kesintisiz üretim yapan motosiklet üreticisi olarak yoluna Hindistan’da devam ediyor. Made like a gun yani “Tüfek gibi sağlam” sloganıyla bilinen Royal Enfield, geçmişin ruhunu modern mühendislikle birleştirmiş. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde en çok satan markaların arasında yer alıyor. Türkiye pazarına ise Kibar Holding'in mobilite şirketi K-RIDES'in çatısı altında girdi. K-Riders'ın genel müdürlüğünü motosiklet sektörüne yıllarını vermiş Gökmen Bakar yapıyor. Bakar’ın davetiyle markanın Ataşehir’deki merkezinde bir araya geldiğik.Sohbet kısa sürede Himalayan 450’ye geldi. Bakar’ın “Bu motoru mutlaka test etmelisin” demesiyle bana da güzel bir yol gözükmüş oldu.
Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazıda Ahmet Hakan’ın “Türkiye’nin motosiklet sorunu var” iddiasına 8 maddeyle karşı çıkmıştım. O yazının ardından tam da tartışmanın merkezine oturan, motosiklet kullanıcılarıyla ilgili önyargıları boşa çıkarabilecek bir etkinliğe tanık oldum.
Türk sinemasının duayen isimlerinden Engin Çağlar’ın geçtiğimiz günlerde bir motosiklet çarpması sonucu hayatını kaybetmesi, hepimizi derinden üzdü. Bu acı olayın ardından Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, köşesinde hız yapan, dikkatsiz sürücülere dikkat çekti, motosikletlerin toplum genelinde bir tehlike haline geldiğini öne sürdü.
Ve "Türkiye’de artık bir motosiklet sorunu var” dedi.
Motosiklet kullanıcıları için sevindirici bir gelişme yolda. Motosiklet Endüstrisi Derneği’nin (MOTED) uzun süredir Ticaret Bakanlığı ile yürüttüğü görüşmeler nihayet sonuç veriyor. Bakanlık, 1 Ocak 2026’dan itibaren motosiklet kasklarında uygulanan yüzde 20 oranındaki ek gümrük vergisini kaldırmaya hazırlanıyor.
Bu adımı, trafik güvenliği kültürünün gelişimi açısından önemli buluyorum.
Toprak Razgatlıoğlu, 2024 Dünya Superbike Şampiyonası’ndaki büyük zaferinin ardından hem Türkiye’nin hem de dünya motosiklet camiasının ilgi odağı oldu. Razgatlıoğlu henüz şampiyonluk sevinci tazeyken, Kenan Sofuoğlu ile birlikte Sakarya Akyazı’daki pistte düzenledikleri basın toplantısında, yarışlardaki hızının dışında kişiliğiyle de etkileyici bir portre çizdi.
Afet denince akla ilk gelen şey, hız olur. Dakikalarla, bazen saniyelerle yarışılan bir zaman. Bir yolun kapanması, bir köprünün çökmesi, bir ambulansın geçememesi…
Buluşacağımız Moda’daki kafeye üç dakika gecikmeli geldi. Altı silindirli bir Honda Goldwing Bagger’ın güçlü sesi, sokağın tüm dikkatini üzerine çekti. Dört yüz kiloya yakın ağırlığıyla ortalama bir otomobilden daha güçlü olan bu devasa motosikleti park edişinden, üstündeki ekipmanları çıkarmasından, o kısa ve net hareketlerinden onun tecrübeli bir motorcu olduğu hemen anlaşılıyordu. Üç dakikalık gecikme için özür dileyecek kadar mütavazıydı, güleryüzlüydü. Moda’nın esnafı ve müdavimleri onu tanıyor, selam veriyordu. Asil Özbay: Sadece motosiklet dünyasının değil; öğrencisinden akademisyenine, ev kadınından iş kadınına kadar pek çok insanın ilham aldığı bir isim.
Bir motosiklet gezgini, bir akademisyen, bir yazar ve kadınlara cesaret aşılayan bir konuşmacı. Orta Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Tibet yollarına uzanan bir hikâyenin kahramanı. Geçtiğimiz hafta Moda’daki bir kafede, binlerce kilometrelik bir yaşamın izlerini bir buçuk saatlik sohbete sığdırdık.
Bir montun 27 yıllık hikâyesi